KÜRŞAD ERDOĞAN 10 OCAK ZİRAAT MÜHENDİSLER GÜNÜNÜ UNUTMADI

Şeker Fabrikası Müdürü Kürşad Erdoğan, Ocak Ziraat Mühendisleri günü bir kutlama mesajı yayınladı.

Gündem Yayın: 10 Ocak 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 10.01.2026 19:24:00
Editör -
Okuma Süresi: 6 dk.
Takip EtGoogle News

Kürşad Erdoğan mesajında, 10 Ocak Ziraat Mühendisleri gününün anlam ve önemini ifade edebilmek için “Bir Ziraat Mühendisinin Hikâyesini” kısaca anlatmam lazım.

 

“”Eğitim almanın zor olduğu bir devirde liseyi bitirip, Üniversite imtihanlarına hazırlanıyorum. Hedefim ya Güzel sanatlar yâda Edebiyat Fakültesine girmekti. Ne de olsa tarlada güneşin altında çalışırken yazı yazmayı çok seviyorum ya, hep öyle olur sanıyorum.

Amcam bir akşam bize geldi ve tezek kokan kıyafetleri ile bana “Nereyi yazacaksın” diye sordu.

Uzun uzun anlattım. O da beni sessizce dinleyip tebessüm etti.

- Edebiyatçı olmak için okunmaz evlat, Edebiyatçı doğulur.

Sen beni dinlersen kaderinin peşinden git. Topraktan geldin toprağa dön yüzünü ve doğayla iç içe ol dedi. Hem toprak ve doğa senin edebiyatını da geliştirir diye son noktayı koydu.

 

Belki amcadan etkilendik belki de Kader böyleydi. Ziraat Fakültesini yazdık ve kazandık..

 

Üniversitenin ilk günleri biraz garip geçti. Omuzlarıma kadar uzun saçlar ve Elimde gitar... Tabi  o dönemler uzun yeşil parkalar meşhur ama biz ona uymak yerine yeşil bahçelere sevdalandık ve bereketli topraklarda gezmeyi yeğledik.

 

Nihayet mezun olduk döndük memleketin buram buram kokan o güzel sadrına. Bir gün köyden biri “Şu asmalara bak bakalım, ne hastalığı var diye sordu.” Buna mukabil ben asmadan anlamam ki diyebildim. Tabi doğal olarak “Seni Ziraat Mühendisi yapanın” diyerek sinirli şekilde gitti. Baktım bu şekilde hep hocalarımın kulağı çınlayacak. Başladım bağcılık üzerine çalışmaya.

Hastalıkları, beslenmesi, gübrelenmesi, ilaçlarını ve uygulamalarını öğrenip anlatmaya çalıştım.

Köylüm ise “Şimdi Ziraat Mühendisi oldun işte” dedi.

 

Başka bir gün yine bir köylümüz elinde kiraz bahçesine ait bir yaprakla geldi. “Bak bakalım bunda ne hastalığı var?” dedi. Utandım, mahcubiyetle bilmiyorum amca diyebildim. Oda aynı tavırla “Ne biçim Ziraat Mühendisisin oğlum, bana seni bunun için mi ta oralara gönderdi okuttu. Bize hiçbir faydan yok” dedi. Baktım ki “Sadece hocalar değil babamın da kulağı çok çınlayacak, başladık bununla ilgili her şeyi öğrenmeye.

 

Bu arada Tavuk çiftliğinde hayvanlar hastalanıyor. Sürekli Araştırma Enstitüsüne tavukları götürmek zorunda kaldım. Bu sefer Rahmetli Annem başladı. “Tuh ulen sana. Birde Ziraat mühendisi olacaksın. Tavuktan bile anlamıyorsun” diye sitem etti. Mecbur Tavuk uzmanı da olduk.

 

Haliyle Tavuk konusunda gelişim sağlamaya çalışınca sektörün en önemli konusu olan yem ile de ilgilenmeye başladık. Herhangi bir eğitimi olmayan Yem fabrikalarından birinin sahibi; Bana, yem ve rasyon ile ilgili iki soru sordu tabi bende derin bir sessizlik. Fabrikanın sahibi “Yazık yahu daha rasyon nedir bilmiyorsun. Siz bu okulları neden okudunuz?” demez mi! Bu azar bizi doğal olarak rasyon uzmanı da yapacaktı.

 

Bu arada değerli bir ağabeyim de gel birlikte Büyükbaş hayvan işi yapalım, Paralar benden bilgi senden dedi. Başımı eğip ben tavuktan anlarım ama büyükbaştan anlamam diyebildim. Onun da tepkisi aynı oldu. “Sen nasıl Ziraat Mühendisisin.” E haliyle ve mecburen Büyükbaş konusunda da mahir olduk.

 

Köylerde, kahvelerde, salonlarda Doğudan Batıya, Batıdan doğuya toplantıdan toplantıya koştuk.

Devletin bir çok projelerinde koordinatörlük yaptık. Yurtdışılarında Konferanslar verdik.

 

Gün geldi...

Hayra Dualar aldık. (Belki de beddualar aldık)

Gün geldi

Plaketler, alkışlar, ödüller aldık

Eğlendik. Güldük

Gün geldi

Hain insanlar tarafından iftiralarla mahkemelerde süründürüldük.

 

Uzun lafın kısası şair ve müzisyen olmak isteyen bir genç Ziraat Mühendisi oldu gitti.””

 

Evet; tüm Ziraat Mühendislerinin hikâyesi buna benzer hikâyelerle örtüşmektedir. Onlar ne de olsa Ziraat Mühendisi ve tarım ile hayvancılık hususunda her şeyi bilmek zorundadır. Hâlbuki bu kişiler büyük bir özveriyle şehir merkezinde masa başında iş ifa etmek yerine tarlada toprakla bütünleşir, eli nasırlı çiftçilere faydalı olmaya çalışır.

 

Şeker sektörünün 100. yılını yaşadığı bu günlerde fabrikalarımızın ve sektörümüzün yaşamasını ve bugünlere gelmesini sağlayan en önemli kahramanlar fabrikamızın özellikle taşrada görev yapan mühendis ve personelleri olduğuna inanırım. Onlar kendisini sahipsiz hissetmek yerine çok büyük bir kuruluşun çok güçlü bireyleri olarak görmektedirler. Verilen kutsal vazifeleri de bu duygu ve düşünce ile icra etmektedirler. Onlar pancar ekicilerinin dertleri ile birebir ilgilenip zirai hastalıklarını önlemek için mücadele ediyorlar. Pancar ekicisinin tarlasında yaşanan bir olumsuzluk karşısında emin olun çiftçilerden daha dertli ve daha üzgün oluyorlar. Hasat zamanında tarlada bir dirhem pancar kalmasın diye didinip uğraşmaktadırlar. Elbette her çiftçi aynı değil bazen içlerinde samimi olmayan kişilerle muhatap olunmakta ve mühendislerimizin bir dekar daha fazla pancar ekmek için verdikleri mücadeleye gölge düşürerek onları çok üzebilmektedirler.

 

Ama şu bilinmeli ki; 100 yıldır şeker sektörünü omuzlayıp götürdükleri gibi hiçbir olumsuzluk onların bu sektörü 100 yıl daha ileriye taşımasına engel olamayacaktır.

 

En başta Ağrı ve Malazgirt insanın sevgisine mazhar olmuş, onlarla gönül köprüsü kurmuş Ağrı Şeker Fabrikasının Ziraat teşkilatının değerli mühendisleri olmak üzere Ağrıda vazife yapan tüm Ziraat Mühendislerinin ve Şeker şirketinin geçmişten bugüne gelmesine vesile olan emek vermiş tüm mühendislerinin bu güzel gününü kutlarım.

 

Onlar sevgiye layık saygıya değer çalışanlarımızdır.

 

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.